Dün arkadaşımın doğum günüydü ve kız arkadaşı ona bir kutlama organize etti. Bense doğum gününü ailesiyle kutlayacağını düşünmüştüm fakat öyle değilmiş bizimle kutlayacakmış. Hal böyle olunca iki saat içerisinde hazırlanıp çıkmam gerekti. İlk önce bir bara gideriz sanmıştım. Sonrasında “Şımarık” meyhanesine gideceğimizi öğrendim. Adı gibi şımarık bir mekan…

Sürpriz doğum günü partileri güzeldir ancak aksaklıklar oldu mu sürprizi düzenleyenler tedirgin oluyor. Biz meyhane önünde beklerken, arkadaşımız işi gereği bir direğin tepesinde artık ne yapıyorsa, onu yapıyordu. Sanırım o olmadan doğum gününü kutlayacaktık. Beklediğimiz sokağın adı Cumbalı Sokak Alsancak Kıbrıs şehitlerinde bulunuyor. Beklerken bir kaç fotoğraf çektim. Hala çok amatörüm…

Cumbalı sokak – Şımarık Meyhanesi

Şımarık bir mekan

Önce burada hoşlanmadığım şeylerden bahsedeyim. Buraya adı gibi şımarık bir mekan dedim çünkü sadece buraya özel olmamakla birlikte müşteri memnuniyetinden ziyade kazançlarına önem veren işletmeleri sevmiyorum. Müşteri memnun olursa daha fazla kazanacaklar bunu anlamıyorlar mı yoksa zaten yine gelecekler ne yapacaklar diye mi düşünüyorlar? Açıkça ben bir daha gitmem. Bu yazıda söylediklerim mekanı yermek için değil, yanlış anlaşılma olmasın. Eleştiri olarak algılanmasını isterim.

Dar alanda esnek ve zarif hareketlerle masalarda bulunanları devirmeden geçmek zorundasınız. Bir casusluk filminde gibiydim adeta. İki masa arası mesafe sanıyorum ki 30 santimetreden azdı. Cetvele şöyle bir baktım da 30 fazla gelir. Onu 20 yapalım. Daha fazla masa koymak ve kar elde etmek için bu denli sıkışık oturmak beni hiç memnun etmedi. Sıkışıklığın bir diğer rahatsızlığını rezervasyon sorununda yaşadık. Konusu açılmışken bundan da bahsedeyim.

Bir yere gideceksiniz ve o gün kenarda köşede bir masada oturmak istemezsin değil mi? Bizde istemedik. O yüzde erken rezervasyon yaptık. Üst katta güzel bir yer istedik. Rezervasyon yapılırken bunu kabul etmeleri gerekir. Sıradan bir masa ayıracaklarsa rezervasyon yapmakta bir mantık göremiyorum. Mekana girdiğimizde masamızın neresi olduğunu sorduk. Kapıdan girdiğimizde ilk gördüğümüz masanın bize ayrıldığını söylediler. Biz neden rezervasyon yapmıştık? Kapı ağzında oturmak için mi? Sorunumuzu anlattığımızda çok fazla zorlamadan yerimizi değiştirdiler. Üst katta müzisyenlerin hemen önündeki masaya bizi aldılar. Kulağa hoş geliyor ancak kanunun ucu koltuk altıma geldiğinden ve adam enstrümanını çaldıkça gıdıkladığından kalkıp yeter diye bağırasım geldi. Neyse ki iki arkadaşımız yarım saat oturup gittiler ve bize alan açılmış oldu. Doğrusu o müzisyenler o kadar sıkışık yerde nasıl çalışabildiler anlayamadım. Solist de bu durumdan şikayetçiydi.

Yerimiz şimdi biraz daha güzeldi yemeklerimiz geldi rakılar açıldı sohbetler eşliğinde gece güzelleşmeye başladı. Güzeldi ancak bir anda tavan açılınca soğuğu bir güzel yedik. İçerisi sigara dumanıyla dolduğundan açmaları gerektiğinin bende farkındayım. Sadece çok fazla açık tutmaları beni rahatsız etti. Hadi ben kazak giymiştim ama yanımızdaki kızlar o incecik kıyafetleriyle sanırım donuyorlardı. Gerçi gece boyunca oturmadan oynadıkları için belki de en çok ben üşüdüm. Dağ başında kamp atarken bu kadar üşümedim doğrusu 🙂 . Şefe bir işaretle tavanı kapatmasını söyledim. Tavan tam kapanırken sürpriz… Kumandanın pili bitti ve o tavan yarım saat daha açık kaldı. Araba kullanacağım için ben iki dubleden fazla içmeyecektim. Tavan açıksa rakıya devam. Isınmak lazım. Merak etmeyin alkollü araba kullanmadım. Başka bir arkadaşımız bizi evlerimize bıraktı.

Şımartan samimi bir mekan

Öte taraftan şımartan yanlarıda yok değil şımarık meyhanenin. Burası daha çok içerek efkarlanmak istemeyen ve eğlenmek isteyen insanlara uygun bir yer. Açıkçası bu aralar bana hitap ettiğini söyleyemem. İnsanlar burada çok samimi sohbetler kurabiliyor. Gerçi rakı sofrasında samimi sohbet kurulmadığı görülmüş şey midir? Özellikle masalar bu kadar sıkışık olunca çok daha doğal. Sıkışıklıktan bahsetmişken yan masayla yaşadığımız ilginç bir sohbeti anlatmak istiyorum.

Bu sohbetin başlangıcı iki masanın birleşmesi ile oldu. Dayanamayıp masayı birleştirmişler. Yaşça oldukça büyük ablaların olduğu bir masaydı. İsimlerini hatırlayamıyorum ama biz onlara kızlar diye hitap ediyorduk. Çocukları filan evlenmiş, torunları da var ama ruhları hala gençti. İçlerinden bir tanesi “buraya gelmek için kocama, cenaze mevlüdüne gittiğimi söyledim” dedi. Bizim masayı bir kahkaha aldı götürdü. Yan masadan gelen bolca ikram da bizi sevdiklerini gösterdi doğrusu. Bizde onları sevdik 🙂 .

Şımartan bir mekan, çünkü insanlar buraya kendilerini şımartmak için geliyorlar. Herkes utanmadan çekinmeden oynuyor. Belki de bu şekilde dertlerini unutuyorlardı çünkü bazı insanların gözlerinde o yorgunluğu gördüm. İnsanlar masalara çıkmaya başladıklarında anladım ki burası çok daha kızışacak. Doğrusu oynayacak yer de yok ne yapsın insanlar tabi ki de masalara çıkacaklar. Sonrasında ne kadar da dansöz sever bir millet olduğumuzu anladım. İçeriye girer girmez herkes ayaktaydı. O sırada arkadaşım “şu manzarayı görüyorsun değil mi?” dedi. Evet diyerek karşılık verdim. O da bana gülerek “işte bu yüzden Avrupa Birliğine giremiyoruz dedi”. Haklıydı ama insanlar eğlendiği sürece bir sorun yok 🙂 . Ayrıca gece sonunda nasıl oldu da o masaların arasında halay çektiler anlamam mümkün değil… Rakının gücü adına!

Sonuç olarak

Burada gördüklerimi aktarmaya çalıştım. Aslında bol bol fotoğraf çekimi de yaptım ancak insanların mahremiyetine saygı göstererek bunların yüklemesini yapmadım. Sıkışıklık konusunda ise belki hafta sonu yoğunluğu etkili olmuştur belki de hep böyledir bilmiyorum; ancak bir kez daha gitmek istemediğim bir yer olarak kara listeme girdi. Biz blog yazarları iyi biliriz kaybettiğin bir takipçiyi tekrar kazanmak zordur. Aynı şey bence onlar içinde geçerli olmalı.