Zaman değişiyor. Her zaman değişti. Her nesil bir öncekinden farklı oldu. Binlerce yıldır zorlu aşamalardan geçerek oluşan kültürler, gelişen teknolojinin de yardımıyla normalden kat ve kat hızlı değişime uğramaya başladı. Belki de bu değişim, benim de içtenlikle desteklediğim sınırların olmadığı dünya medeniyetinin erken safha adımlarıdır ya da bu yolda aşılması gereken zorlu aşamalardan biridir. Yolun sonunun aydınlık olup olmadığını zaman gösterecek.

Uzun zaman önce hayatımızı tamamen değiştiren bir gelişme oldu. Buna tarım devrimi adını verdiler. Bu insanlık için önemli bir dönüm noktasıydı. Her ne kadar doğanın bir parçası olsak da, bu ondan ayrılmaya yönelik attığımız ilk adım oldu. Artık ihtiyacımızdan fazlasını üretmeye başlamıştık. Daha risksiz bir hayata sahip olan insan, inanılmaz bir hızla dünyaya yayılmaya başladı. Zaman ilerledikçe ihtiyaçlar arttı, gereksinimler değişti. Bu arzı karşılayamayan insanlık, sanayi devrimini gerçekleştirdi. Tüm bu süre zarfında bilim ve teknolojide gelişmeler oldu. Bu da insanların yaşamlarında köklü değişimlere yol açtı. Bir birinden farklı ideolojiler gelişti ve onlar için büyük savaşlar dahi verildi. Bir zamanlar sadece bir sonraki gün ne yiyeceğini, barınağını ve hayatını idame edeceği işi düşünen insan, artık bambaşka amaçlar uğruna yaşar oldu.

İnsanlar artık daha çok para odaklı yaşamaya başladılar. Oluşan bu düzende yaşamak için çalışmak şart, bunu inkar etmek zor ancak artık sadece yaşamak için çalışmıyor insan. Daha üst model telefonlar, daha üst model arabalar istiyorlar. Kendilerinin ya da çocuklarının daha iyi bir geleceğe sahip olması için daha fazla paraya ihtiyaç olduğunu düşünüyorlar. Fakat geçip giden zaman çoğunlukla unutuluyor. Geriye dönüp güzel anılarımızı düşündüğümüzde asla yeni alınan iphone modeli gelmeyecek aklınıza. Geçirdiğiniz tatili düşündüğünüzde, kaldığınız süper lüks oteli değil, orada geçirdiğiniz zamanı hatırlayacaksınız. Sevgilinizi düşündüğünüzde, gözünüzün önüne onun resmi gelmeyecek, ay ışığı altında yaptığınız bir sohbet ya da deniz kenarında saçlarının uçuşması gelecek. Onunla tanışmak için gösterdiğiniz cesareti düşüneceksiniz. Elbette sosyal ağlarda tanışmadıysanız. Bu anıları para karşılığı edinemeyeceğimiz gibi, sevdiklerimize de hediye edemeyiz.

Bilirsiniz yaşlı insanlar fırsat buldukça eski anılardan bahsederler. Onlar sadece konuşmak için konuşmazlar. Mutlu anılarını paylaşırlar, mutlu oldukları zamanları hatırlamak için. Küçüklüğümden bir anı paylaşmak istiyorum. Eminim bir çoğunuza yabancı gelmeyecek bu anı. İzmir’in yağmuru eksik olmaz kışın. Hele eskiden çok daha fazla olurdu. Ben öyle hatırlıyorum. Yine böyle bir günde akşam okuldan çıkıp eve gelmiştim. Haliyle ıslanmıştım biraz. Eve girdiğimde salon sıcacık olurdu. Herkes harıl harıl yanan soba yakınlarında otururdu. Birbirimize günün nasıl geçtiğini sorar sohbet ederdik. Bir gözümde mahalledeydi. Babamın gelişini beklerdim hep. Gelince ona kapıyı açmak için. Belki bizi görünce yorgunluğunun bir kısmı gider diye. Kimse odasına çekilmezdi o zamanlar. Bilgisayarlar daha hayatımıza girmemişti. Akıllı telefonlarımız ya da sürekli resim çekeceğimiz fotoğraf makineleri yoktu. O zamanlar farkında olmadığımız bir şeye sahiptik. Mutluyduk. Mutlu anılarımızı zihnimizde saklardık. O anıları hatırlamak için şimdi ekranlara bakma ihtiyacı duymuyoruz. Sürekli hatırlıyoruz. Zaman değişiyor ve gün geçtikçe daha az konuşuyoruz.

Bu yazdıklarımdan belki gelişen teknolojiyi suçluyormuş izlenimi vermiş olabilirim. Bu durumda tek suçlu olan biziz. İnsan. Satın alma gücümüz arttıkça, sahip olmak istediğimiz ihtiyaçlarımız arttı. Yarattığımız ihtiyaçları, temel ihtiyaçlarımızın üzerine koyduk. Bu ihtiyaçlara bağımlı hale geldik. Öyle ki çoğu insan İnternetsiz, akıllı telefonsuz bir hayat düşünemediğini söylüyor. Peki onlar mı gerçek hayat yoksa onlar olmadan yaşadığımız hayat mı gerçek ? Hırsına yenik düşmüş bir insanın sahip olduğu para, av olması için önüne koyulmuş yemden başka bir şey değil.