Dün gece Chris Hemsworth’un başrolünü oynadığı “In the Heart of the Sea” filmini izledim. Film çekimleri, oyuncuları ve verdiği mesaj ile beğenimi aldı. İnsanlığın yaptığı büyük katliamlardan biri olan balina avcılığını konu alıyor. 16. yüzyıl ve 19. yüzyılda fazlasıyla değerli olan bu memelinin yağı, getirdiği büyük kardan dolayı gelişen dünyanın yeni darphanesi oluyor. Bu süre zarfında tam 30.000 balina öldürülmüş. Gelişen dünyamız, teknolojinin gelişimiyle beraber 1925-1975 yılları arasında 1.5 milyon balinayı katletti. Teknolojinin gelişimine sevinsek mi üzülsek mi! Balina yağının geçmişte bu kadar değerli olduğunu ve ele geçirilmek için bu denli gayret sarf edildiğini bilmiyordum. Cahilliğime verin! Bende ilgimi çeken bu konuda biraz araştırma yapayım dedim.

Balina avcılığına aslında milattan önce 3.000 yıl önce Kuzey Atlantik, Kuzey Pasifik ve İnuit halkları tarafından başlanmış. Bu İnuit halkları 12.000 yıl önce buzul çağının sonlarında Amerika kıtasına geçen halklarmış. İlgimi çektiler doğrusu. O dönemlerde belki bu denli büyük bir canlıyla mücadele vermek övünülesi bir şey olabilirdi. Onu alt etmekse insana ne şarkılar söyletirdi. Tabi bu benim görüşüm. Bu halkların yaşadığı coğrafyayı düşünürsek, bu yağın gizemini çok daha önceden keşfedip sadece ısınmak için avlanmış olabilirler.

Balina yağı ilk zamanlar aydınlanma için kullanılmış, sonra da makine yağı olmuş. Günümüzde ise sabun, kozmetik ve margarin ham maddesi olarak kullanılıyor. Ayrıca yağmura ve soğuğa dayanıklı giysilerde de kullanılıyormuş. Tükettiğimiz ürünlerde şu ibareye rastlıyoruz “ürünlerimizde domuz ve domuz ürünleri kullanılmamaktadır” ibaresine rastlıyoruz. Tükettiğiniz ürünlerde balina yağı olmadığından emin misiniz ?

Balina avcılığını bir düzene sokmak ve (sözde) bir denge sağlama amacıyla 1946 yılında bir IWC adında bir kurul oluşturulmuş. Açılımı Uluslararası Balinacılık Kurulu. İlk gelen yasaklamalardan sonra, küresel çapta balina avcılığına karşı bir harekat başlaması sonucu önce Birleşmiş Milletler Konferansında balina stoklarını korumak için ticari balina avcılığını sınırlamayı öneren on yıllık moratoryum kabul ediliyor, sonra da daha kapsamlı olan 1986 moratoryumu ilan ediliyor. Ee bu moratoryum bu sektörden ciddi gelirler sağlayan ülkeleri memnun etmiyor tabi. Bu ülkelerden başı çeken Japonya, Norveç ve İzlanda organizasyondan ayrılıyor ve küresel çapta durdurulan balina avcılığına hala daha devam ediyor. Japonların “balinaların çok fazla balık yiyerek, balık rezervlerine tehdit unsuru oluşturdukları gibi bilimsel hiçbir dayanağı olmayan bir iddia sürmüşler”. Bu iddiaya gülmeden edemedim. Bir yiyecek kaynağını çok tükettiği için öldürülmesinde bir sakınca olmayan canlı olsaydı, bu kesinlikle İnsan olmalıydı. İnsanın kirletmediği ne kaldı ki ?

Bu canlıların üreme ve gelişme süreçleri çok uzun olduğundan tüm bu süre zarfında insanın verdiği zararın telafisi de çok uzun zaman alacaktır.

Kaynaklar

  1. http://www.thecanadianencyclopedia.com/en/article/whaling/
  2. http://global.britannica.com/technology/whaling
  3. http://www.greenpeace.org/turkey/tr/campaigns/defending-our-mediterranean/balinalar/
  4. https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nuit_halklar%C4%B1
  5. https://tr.wikipedia.org/wiki/Uluslararas%C4%B1_Balinac%C4%B1l%C4%B1k_Kurulu