Yeni bir yazı dizisine başlıyorum. Balık tutma hobisi. Balıkçılığa başlangıcımızın ilk adımlarını yazıya dökmek bu hobiye başlayacakların aynı hatalara düşmesine engel olur diye düşündüm. Başlamadan önce uyarayım, daha önce hiç balık tutmaya gitmedim ve balık yakalamadım. Bu süreçte edindiğim tecrübeleri de buradan paylaşmak istedim.

Hadi balığa gidelim

Stresli, yorucu bir hafta geçiriyordum. Özel hayatımda bazı olaylar ve sıradanlaşan her şey üzerime gelmeye başladığında, buradan çıkış yolu olarak kartlarımı önüme açtım. Bisiklet turuna çıkabilir, sırt çantamı alıp yürüyüşe gidebilir ya da tertemiz havası olan ağaçlık bir alanda kamp kurabilirdim. Doğaya kaçış her zaman benim için en güzel terapi olmuştur. Bir gece yakın arkadaşlarımdan Alper ile dışarı çıkmıştık ve son derece ilgi çekici ve davetkar bir teklif aldım. Hadi balığa gidelim! Hadi gidelim dedim…

Malzeme seçim hataları

Cumartesi gecesi hazırlıklarımızı yapıp İzmir/Urla yakınlarına gitmeye karar verdik. Hiç bir ekipmanımız yoktu. Bu yüzden önce bir kaç malzeme almak için Decathlon mağazasına gittik. Almak istediğimiz oltanın yanında yeni başlayanlar için hazırlanmış bir set gördük. Ayrıca misina ve diğer gerekli malzemeleri almakla uğraşmayıp bu seti almayı düşündük. Daha sonradan yani çok değil 3 saat sonra aldığımıza pişman olduk. Ürünün adı : Erma Combo Set 300 cm.

Olta hazırdı ve bunun yanında 35 gramlık kurşun paketi aldık. İçerisinde yaklaşık on adet kurşun vardı. Kurşun seçiminde de bilgi sahibi değildik. Aldığımız bu kurşunlar hangi balık içindir, nerede kaç gramlık kurşun kullanmak gerekli bir bilgimiz yoktu. Elbette bunlar zamanla öğrenilecek.

Sonunda başlıyoruz, hadi balık tutalım

Yeterli (sandığımız) malzemeleri aldıktan sonra Urla’ya doğru yola koyuluyoruz. Nerede balık tutacağımız hakkında bir fikrimiz yoktu. Sonunda balıkçıların bulunduğu bir yeri gözümüze kestirdik ve onlara fazla yaklaşıp rahatsız etmeyecek bir uzaklıkta eşyalarımızı çıkardık. Katlanır sandalyelerimiz, sıcak su dolu termos, çay ve balık yemleri… Yerimiz hazırdı ama oltalarımız değildi.

Bu gece ilk aldığımız ders, oltanın hazırlanmasıydı. Düşündüğümüz kadar basit değildi. Ürünü Decathlon’dan aldığımız için gerçekten başlangıç seviyesine hitap ettiğini düşünüp, paketi açıp hemen kullanacağımızı sanmıştık. Yanılmışız… Düğüm atmayı bilmiyorduk, iğne ve kurşunu nasıl bağlayacağımız hakkında en ufak fikrimiz yoktu. Aldığımız setin içerisinde bir çok malzeme vardı ama bunları kullanmayı geçin ne işe yaradığı hakkında bir fikrimizde yoktu. Önümüzde malzemeler, biz oltaya bakıyoruz o bize… Bir çay içip kendimize gelelim dedik. Çayımızı içtikten sonra o rahatsız etmek istemediğimiz balıkçıların yanına giderek baya bir rahatsız ettim. Şanslıyız ki yardımsever insanlara denk geldik.

Düğüm atmayı bilmiyorduk, dolayısıyla ne iğneleri ne de kurşunu oltamıza bağlayamadık. İnternet’ten bir kaç video izledik ancak ilk seferinde kolayca yapılacak bir şeye benzemiyordu. Yardım aldığımız diğer balıkçılar hem bize nasıl düğüm atılacağını öğretti hemde ellerindeki hazır yapılmış iğneleri bizimle paylaştılar. Düğümü henüz tam olarak anlayamadığım için buradan bir bilgi paylaşamıyorum. Bir sonraki yazımda düğümlerle ilgili bir kaç paylaşımda bulunacağım.

Bize yardım eden diğer balıkçılar bizi olta atmaya hazır hale getirmişti. Lakin Decathlon’dan aldığımız oltaların hiç bir ayarı yoktu. Üstelik üstünde bulunan misina son derece kalitesizdi ve misinası kısaydı. Bu söylediklerimi olta atmadan önce bilmiyorduk tabi.

Stresli bir kaç atıştan sonra arkadaşımın oltası daha fazla dayanamadı. Kamış tam anlamıyla dağılmıştı. Kapanmıyordu. İçeriye doğru zorladığımızda ise alt bölgeden dışarı çıkıyordu. Üzerindeki tahminimce 30 metre olan misina sonuna kadar atıldığında geri toplanmıyordu. Boşa dönüyordu. Balık tutmak o aşamada bize oldukça sıkıntı verdi. Daha sonrasında 24 saat açık olan bir balıkçı bulduk. Sahibi oltalarımızı onardı. Bize 100’er metre misinalar verdi. Sağ lak olduğumuz için motorun kolunu ters tarafa geçirdi. Olta atmamız içinse bize güzel bir yer söyledi.

Sahildeki balıkçıların yardımından ve takımlarımızın onarımından sonra tekrar olta atmaya hazırdık. Gittiğimiz yer çok sakindi ve gerçekten yarım saat gibi kısa bir süre de olsa huzur bulduk. Balıklar çok güçlü vuruyordu ama biz bir tane bile yakalayamamıştık. Sonradan öğrendik ki yemleri bağlayamıyor muşuz. O gece yanımızda boru kurdu, karides ve sülünez vardı. Benim son olta atışımda misinayı toplarken, üstelik bir takılma ya da zorlama durumu olmaksızın kamışın makine kolu kırıldı. Evet misina kopmadı makine kolu kırıldı. Daha fazla kendimizi strese sokmadan gitmeye karar verdik. Sinirlerimiz bozulmuştu.

Hiç bir şeyi tam olarak bilemeyiz. Özellikle ilk başladığımız bir hobi de teorik bilgileri bilsek dahi pratikte kullanmadan tam olarak öğrenmiş sayılmayız. Bisikletimin ilk lastiği patladığında, sadece yedek lastik takmak için 1 saat uğraşmıştım. Sonrasında pratik ve tekrar ile 5 dakika’da değiştirir hale geldim. Bu hobiye hızlı ve acemice attığımız adımlar bize güzel tecrübeler kazandırdı. Bir sonraki hafta için eksiklerimizi çıkardık ve daha hazırlıklı gitme kararı aldık. Bu arada unutmadan söylemek isterim ki, ertesi sabah gidip Decathlon’a oltaları iade ettik!

Eksiklerimiz

  • Düğüm atmayı öğrenmek ya da hazır yapılmış iğnelerden almak,
  • Yem takmayı öğrenmek,
  • Güzel bir olta takımı edinmek,
  • Yemleri düzgünce takabilmek için kafa lambası almak,
  • Yeterince sıkı giyinmiş olmamıza rağmen bir daha ki sefere yanımıza eldiven almayı unutmamak.

Başlıca kendimizde gördüğümüz eksiklikler bunlardı. Bir sonraki hafta arkadaşımın babası ile balığa çıkacağız. Onun tecrübesinden yararlanmayı umuyoruz. Bu yazıyı okuyor ve yeni başladığımız bu hobi için bize tavsiyeler vermek istiyorsanız aşağıdaki forumdan yorumlarınızı bekliyorum. Haftaya görüşmek üzere!